Küçük Aşklar Serisi-1

Merhaba kaynatasızlar, sikkofield abimize selam söylerek ve ondan çalarak başlıyorum bu yazıya,bloga onun yazılarını okuduktan sonra başladım.Güzel yazar beğenirim ama o konular bana göre değil gibi bazen kendimi zorla okuyormuş gibi hissederim.Bu arada kendisi youtube da boy göstermeye başladı videoları harika bence felsefik konuşmaları her zaman sevmişimdir.


Bir müzik koyayım belki acıklı gelirse daha da üzülün :(((


Neyse giriş neden bu kadar uzadı bilemiyorum ama konuya geliceğim bu seride aşık olduğum kızları anlatacağım o duyguları anıları ve iz bırakan düşünceleri başlığımız da öyle değil mi ha!

Geçen sene yaşadıklarımdan bahsedeceğim.Üniversitenin birinci sınıfını zar zor da olsa okula giderek bitirmiştim.Ve başıboşluğun verdiği umutsuzlukla bütün yazı evde geçirmeyi düşünüyordum.1 ay oldu ve evde kalmanın sıkıcılığı ve baskısıyla bir de dostumun da ailevi sorunlarıyla bana iş bulalım çalışalım demesiyle iş aramaya başladık.Ama bize göre her iş bir kölelikti başkasının yanında çalışmak...

Neyse bu iş konusunu evdekilere açtım iyi olur dediler bütün gün evdesin biraz tecrübe de etmiş olursun çalışmayı dediler.Ben de bunlar destek verince gaza geldim zaten çalışacağım 2 aydı yani yapabilirdim...

Evet arkadaşla iş aramaya başladık biz buluruz kolay sanıyorduk iş verenler işçi arıyordur heralde haberler de öyle deniliyordu yani.Üzerinden bir hafta geçmişti ama hala bulamamıştık.Bir akraba araya girdi ve bizim fabrikada eleman alacaklar dedi.Bize de uygun geldi ve anlattığına göre kolay bir işti.

Aşk hikayesi anlatıcaktık bütün konuyu anlattık neyse böyle daha güzel oldu heralde ileride alzheimer olursam buradan tam konuyu okuyarak hatırlarım belki aynı duyguları ve olayları...

Evet evraklar eğitimler derken işe girmiştik.3 vardiyalı bir sistemdi.İş anlatıldığı kadar kolay değildi.Sürekli bir üretim halinde olduğu için makineler durmak bilmiyordu makine bozulunca seviniyorduk küçük çocuklar gibi.Biz hayatın zorluğuna yeni atılmış bireylerdik ama dostumla beraber çalıştığımız için dayanabiliyorduk.
Evet yavaş yavaş yaklaşıyoruz.O ilk haftasında Zeyneple tanıştım.Ben işi bilmediğim için hep onun yanına veriyorlardı o benden 1 ay önce başlamıştı beraberce çalışıyorduk ve bundan keyif almaya başlamıştım.Onunla tanıştığım günün akşamı serviste onu gördüm ve bizim orada oturmasının verdiği sevinçle eve gidiyordum.Her sabah servisi kaçırmamak için erkenden kalkıp yemek yemeden çıkıyor ve beklediğim yere gidiyordum onu görmenin mutluluğuyla.

Size biraz Zeynep'i anlatıyım.Beyaz tenli,mavi gözlü,kemerli burnu,kapalı oluşu bilemiyorum benim için farklıydı belki başkaları için güzel değildi.

Neyse biraz tanıttıktan sonra bununla birlikte çalışıyorduk sürekli bir sistem oluşturmuştum tam zamanımda girdiğim de hep yanına geçiyordum.Bir giriş zamanı vardı direk girdiğinde vasıfsız olduğumuz belli başlı yerlere gönderiyorlardı.Ben de hep onun yanında olmak için tutturmaya çalışıyordum ve başarılı oluyordum.Ama bu her zaman geçerli olmuyordu başka yerlere gönderdiklerinde çıldırıyordum o fabrikada bütün kapıları yumruklamışımdır sinirden...

Neyse bir hafta geçti,benim vardiyamı değiştirdiler sabah geç kaldığım için başkalarının yanına attılar 1 hafta göremedim Zeynep'i hem de ona açılacağım ve sevdiğimi söyleceğim zamanlarda kızı göremiyordum bile düşünün yani.
Bekledik ;dostumla da ayrı kalmıştım o bir hafta geçmek bilmemişti.Bir şey oldu biz dayanamadık artık başta dediğimiz söze uymuyorlardı gidip oradaki baş kadrodan elemanla konuşup eski vardiyamıza aldırdık kendimizi.Evet artık tekrar Zeynep'i görebilecektim.Tekrardan o öfkem geçmişti.Ve o gece vardiyası geldiğinde mutlu bir şekilde gittim.Beni farklı bir yere koydular o 15 dk molalarda görüyordum ve bununla yetinsem de yeter diye düşünüyordum.
Ama o molalara çıktığım da o kadar yorulmuş oluyordum ki bir yere çöksem kalkamıyacak halde dolaşıyordum resmen.Tabi Zeynep'i gördüğüm de içimdeki o yorgunluk ve acı kalkıyor tamamen cesaret ve özgüvenle kendimi bir şövalye gibi hissediyordum.
Hatta bununla çalışırken,yorulunca hep ben yerini alırdım ama geri geçmesine izin vermezdim belim ayağım kopsa da ben yorulmadım diyerek sen dinlen derdim gizli gizli dinlenirdik kendi sistemimizi kurmuştuk bizimle birlikte çalışmak istiyenler oluyordu.Çalışıyorlardı da ama o makineleri yöneten baş işçiler bizi gördüklerin de hemen dağıtıp hatta ceza bile veriyorlardı.

Neyse günler geçti böyle ben cesaretimi toplayıp kıza açılmak istiyordum evde hergün hayalini kuruyordum.O da yeni kazanmıştı üniversiteyi hemşire olmak istiyordu heralde ben buna şöyle yap böyle yap tavsiyelerinde bulunuyor mutlu oluyordum...

O gece vardiyasında bir gün bunlardan başka bir yerde çalışmanın öfkesiyle molaya çıkmıştım onu görmenin ümidiyle molalarımız uzun değildi ve ayrı ayrı oluyordu sırayla gönderiyorlardı .İşte o mola tesadüf müydü bilemiyorum ama burayı tamamen yansıtmaya çalışacağım;dışarı çıkmıştım çayımı alıp onu gördüm oturuyordu karşısına geçip ona bakarak sigaramı yaktım.Yorgunluktan bitiyordum ama onunla konuşmak için can atıyordum üniversite seçimleri hakkında konuşuyorlardı ve başka bir çocuk geldi sevmediğim biriydi.Gelip yanına oturdu,ve o seçim hakkında konuştukları anda çocuk atılıp numarasını istedi ve başarılı oldu bunda.Çocuğun bir sik olacağı yoktu zaten amacı farklıydı orada bunu sezmiştim.Ve ben o an bittim sigaram ortadayken söndürüp çayımı da döküp gidip çalışmaya geri döndüm.O gün o saatte onun karşısına geçip yalnız kalıp ona herşeyi açıklamak istiyordum.Her molaya çıktığım da o lavabolardaki kapıları ne kadar yumrukladım bilmiyorum.Ellerim hep yaralanıyordu her gün.Bir gün molaya tekrar çıktığım zaman bunların ikisini birlikte gördüm.İşte bu benim bitişimdi artık.Aşk insana ne kadar acı veriyor be hem de sevdiğin bir kişiyi başkasıyla birlikte görürken.Mutlu olabilirdim be seninle bu kadar kolay mıydı yani yalnız olduğunu biliyordum ama o çocukla olmamalıydı.

Günler geçti,akrabama söz vermiştim ama iş artık canımı yakmaya başlamıştı farklı vardiyaya aldılar onu görmem dedim ama yine karşılaşıyorduk,bir gün artık dayanamadım ve bu işten kurtulmamız gerektiğini bu yerin bizim için bittiğini biliyordum.Orada o olayı yaşadıktan 10 gün sonra ben dostuma çıkacağımızı söyledim o da bunu biliyordu çıkmamız için sadece vakit kolluyorduk.O gün bilerek ya da o kadar öfke ve siniri içime atmamın nedeniyle kendimi çalışırken bir anda kötü hissettim ve gidip çıkmak istediğimi söyledim o anda neden çıkıyorsun diye söylediklerin de onu hatırlayıp ağlamaya başladım ama hiçbir şey söyliyemedim sadece yapamadım dedim 3 kişinin karşısında öfkeyle akan gözyaşlarımla birlikte ben çıkıyorum dedim.
Ve bitirdim Zeynep'i aradım belki facebook,instagram kullanır diye ama bulamadım hiçbir şey o yüzden daha bulaşmak istemedim.Sevdiklerimiz aşık olduklarımızı her zaman kaybettik biz.
Biz acınası insanlar...

Siz siz olun aşıksanız ve gerçekten seviyorsanız özgüveniniz varmış yokmuş takmayın gidip konuşun ; konuşmamak sizlere daha çok zarar verir buna emin olun.
Kendinize İyi Bakın!


Böyle bir seri başlattım bakalım devam eder miyim bilmiyorum ama hoş olabilir kendim içinde insanlar unutmak ister ama ben unutmak değil de anı olarak hatırlamak isterim...

Not:Direk yazdım hiç düzenleyesim gelmedi tekrardan düşünmek istemiyorum heralde şuan...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigarayı bırakmak seni unutmaya çalışmaktan farksız

Gördüğüm en tatlı RUH'a sahip kişiye...